Hava Durumu

#İstanbul

- İstanbul haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İstanbul haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İstanbul’un ortasında “nefes” alan yeni bir destinasyon: Nefes Orman Haber

İstanbul’un ortasında “nefes” alan yeni bir destinasyon: Nefes Orman

İstanbul’un yoğun kent yaşamından uzaklaşmak isteyenleri doğa, spor, kültür, sanat, eğlence ve sosyal yaşamla buluşturan Nefes Orman İstanbul, klasik rekreasyon anlayışının ötesine geçen yeni nesil bir şehir destinasyonu olarak büyüyor. İstanbul’da günübirlik turizme yeni bir alternatif oluşturmayı hedefleyen Nefes Orman; çocuklu ailelerden gençlere, spor tutkunlarından kurumsal gruplara, yerli ve yabancı ziyaretçilerden kültür-sanat takipçilerine kadar geniş bir ziyaretçi kitlesine hitap eden çok yönlü bir yaşam ekosistemi olarak kurgulanıyor. Projenin kurucusu Mustafa Özdemir, Nefes Orman’ın temel yaklaşımını “Nefes alacak alanlar tasarlıyorum” sözleriyle ifade ediyor. Özdemir, projenin çıkış noktasını şöyle anlatıyor: “İstanbul gibi büyük bir metropolde insanların doğaya ulaşmak için şehirden saatlerce uzaklaşmak zorunda kalmaması gerektiğine inanıyorum. İnsanların çocuklarıyla kaliteli zaman geçirebildiği, spor yapabildiği, kültür ve sanatla buluşabildiği, eğlenebildiği ve doğaya dokunabildiği yeni yaşam alanlarına ihtiyacımız var. Nefes Orman’ı bu anlayışın üzerine kurduk.” DOĞA, AİLE, ÇOCUK, SPOR VE DENEYİM AYNI DESTİNASYONDA Nefes Orman’ın en önemli özelliklerinden biri, farklı ziyaret motivasyonlarını tek bir destinasyonda bir araya getirmesi. Doğa yürüyüşleri ve açık hava deneyimlerinin yanı sıra; macera ve outdoor aktiviteleri, dağ kızağı, tenis, binicilik, çocuk deneyim alanları, spor organizasyonları, atölyeler, kurumsal etkinlikler, sahne gösterileri, kültür-sanat buluşmaları, gastronomi ve sosyal yaşam alanları aynı ekosistem içerisinde konumlanıyor. Bu yapı sayesinde Nefes Orman, yalnızca hafta sonu ziyaret edilen bir mesire alanı olmak yerine, günün farklı saatlerinde farklı ziyaretçi gruplarının kullanabileceği çok fonksiyonlu bir rekreasyon ve turizm destinasyonu olmayı hedefliyor. Özdemir, bu yaklaşımı şöyle anlatıyor: “İnsanların buraya yalnızca birkaç saat geçirmek için gelmesini istemiyoruz. Çocuğun başka, anne-babanın başka, gencin başka bir deneyim yaşayabildiği; sporun, eğlencenin, gastronominin, kültürün ve doğanın aynı yerde buluştuğu bir destinasyon oluşturuyoruz. İnsanların Nefes Orman’a tekrar gelmesini sağlayacak şey sadece aktivite değil, burada kurdukları bağ olacak.” İSTANBUL’DA GÜNÜBİRLİK TURİZME YENİ BİR ALTERNATİF Nefes Orman’ın gelecek vizyonunda İstanbul günübirlik turizmi önemli bir yer tutuyor. Kent sakinlerinin yanı sıra İstanbul’u ziyaret eden yerli ve yabancı turistlere de ulaşmayı hedefleyen proje; doğa, aktivite, spor, aile eğlencesi, gastronomi ve kültür-sanat deneyimlerini bir araya getirerek İstanbul’un klasik turizm rotalarına alternatif bir deneyim sunmayı amaçlıyor. Özellikle aile ve çocuk turizmi, okul grupları, gençler, kurumsal organizasyonlar, spor toplulukları ve yabancı turist grupları için oluşturulan deneyimlerin Nefes Orman’ın destinasyon kimliğinin önemli parçaları olması planlanıyor. Bu yaklaşım, İstanbul turizminin yalnızca tarihi yarımada, Boğaz ve alışveriş ekseninde değil; doğa, rekreasyon, deneyim ve aktif yaşam üzerinden de çeşitlenmesine katkı sağlayabilecek bir model ortaya koyuyor. DÖRT MEVSİM YAŞAYAN BİR DESTİNASYON Nefes Orman’ın yeni dönem yatırımlarında amaç yalnızca aktivite sayısını artırmak değil, ziyaretçinin alanda geçirdiği süreyi ve deneyimin niteliğini geliştirmek. Açık ve kapalı çocuk deneyim alanlarından spor ve outdoor aktivitelerine, kurumsal etkinliklerden gece deneyimlerine, kültür-sanat programlarından gastronomiye kadar farklı fonksiyonların bir araya getirilmesiyle alanın dört mevsim ve günün farklı saatlerinde yaşayan bir destinasyona dönüşmesi hedefleniyor. Böylece Nefes Orman; sabah doğa ve sporla başlayan, gün içerisinde aile ve çocuk deneyimleriyle devam eden, akşam ise etkinlik, gastronomi, kültür ve sanat programlarıyla yaşayan yeni bir şehir yaşam modeli ortaya koymayı amaçlıyor. “İSTANBUL NEFES ALACAK” Sürdürülebilirlik ve doğayla uyum, projenin büyüme stratejisinin merkezinde bulunuyor. Nefes Orman’ın sosyal medya ve marka iletişiminde kullandığı “İstanbul Nefes Alacak” mottosu da bu vizyonu ifade ediyor. Mustafa Özdemir gelecek hedeflerini şu sözlerle özetliyor: “Bizim için mesele sadece yeni aktiviteler yapmak veya daha fazla ziyaretçi ağırlamak değil. İstanbul’a gerçek anlamda yeni bir yaşam ve turizm destinasyonu kazandırmak istiyoruz. Çocuğun doğayla tanıştığı, gencin spor yaptığı, ailenin birlikte zaman geçirdiği, insanların kültür ve sanatla buluştuğu bir alan hayal ediyoruz. Bunu yaparken de doğayı tüketen değil, doğayla birlikte yaşayan bir model oluşturmak zorundayız.” Nefes Orman İstanbul, doğa, aile, çocuk, spor, outdoor, kültür, sanat, gastronomi ve eğlenceyi aynı ekosistem içerisinde buluşturan yapısıyla İstanbul’un yeni nesil rekreasyon, deneyim ve günübirlik turizm destinasyonlarından biri olma yolunda ilerliyor. Nefes Orman — İstanbul Nefes Alacak.

Yusuf Avınca yönetimindeki Roza Yapı, tasarımdan uygulamaya bütüncül mimari hizmet sunuyor Haber

Yusuf Avınca yönetimindeki Roza Yapı, tasarımdan uygulamaya bütüncül mimari hizmet sunuyor

İstanbul’da mimarlık, yapı ve uygulama alanında faaliyet gösteren Roza Yapı & Mimarlık, konutlardan villalara, ofislerden ticari mekânlara kadar farklı ölçeklerdeki projeleri tasarım ve uygulama süreçleriyle birlikte ele alıyor. Şirketin Kurucusu ve CEO’su Yusuf Avınca, estetik kadar işlevsellik ve uzun vadeli kullanım değerinin de projelerin temel unsurları arasında bulunduğunu belirtiyor. İstanbul merkezli çalışmalarını sürdüren Roza Yapı & Mimarlık, mimari tasarım, projelendirme, uygulama ve danışmanlık hizmetlerini aynı yapı altında bir araya getiriyor. Şirket; konut, villa, ofis, ticari alan ve farklı yaşam mekânlarına yönelik projelerde müşterilerin ihtiyaçlarına göre çözümler geliştiriyor. Şirketin resmi internet sitesinde yer alan bilgilere göre Roza Yapı’nın hizmetleri arasında mimari tasarım, 2D mimari teknik çizim, 3D modelleme ve uygulama bulunuyor. Firma, projelerinde estetik ve fonksiyonelliğin yanı sıra sürdürülebilir çözümlere de odaklandığını belirtiyor. Yusuf Avınca: Tasarım ve uygulama aynı sürecin parçaları Roza Yapı & Mimarlık’ın Kurucusu ve CEO’su Yusuf Avınca, şirketin yaklaşımını yalnızca mekânların görsel olarak yenilenmesi üzerine değil, kullanım ihtiyaçlarının doğru analiz edilmesi üzerine kuruyor. Avınca’nın yönetimindeki şirket, tasarım aşamasından teknik projelendirmeye, üç boyutlu görselleştirmeden sahadaki uygulamaya kadar farklı süreçleri tek çatı altında yürütmeyi hedefliyor. Şirket, bu model sayesinde müşterinin henüz uygulamaya geçilmeden önce projenin nasıl şekilleneceğini daha ayrıntılı biçimde görebilmesini amaçlıyor. Konut ve ofislerde kişiye özel çözümler Özellikle konut ve çalışma alanlarında değişen beklentiler, mimarlık ve dekorasyon hizmetlerini yalnızca estetik bir tercih olmaktan çıkararak yaşam ve çalışma kalitesini etkileyen önemli bir unsur haline getiriyor. Roza Yapı da bu noktada standart çözümler yerine mekânın özelliklerine ve kullanıcının beklentilerine göre proje geliştirmeyi öne çıkarıyor. Villa ve konutların yanı sıra ofis ve ticari mekânların tasarım ve uygulamasını gerçekleştiren şirket, mimari projelendirme ile uygulama arasındaki sürecin bütünlüğüne önem veriyor. Şirketin kendi verilerine göre Roza Yapı & Mimarlık, 25 yılı aşkın deneyim, 1.000’in üzerinde müşteri ve 30’dan fazla hizmet kategorisi ile faaliyetlerini sürdürüyor. “Mekânlara değer katmayı hedefliyoruz” Yusuf Avınca’nın şirketin kurumsal yaklaşımını özetleyen değerlendirmesinde ise fonksiyon, estetik ve yenilikçi tasarım anlayışı öne çıkıyor. Roza Yapı, özellikle mevcut yapıların yeniden ele alınması, yaşam alanlarının dönüştürülmesi ve yeni projelerin tasarımdan uygulamaya kadar yönetilmesi konusunda çalışmalar gerçekleştiriyor. İstanbul’da faaliyetlerini sürdüren şirket, mimarlık ve yapı sektöründeki çalışmalarını önümüzdeki dönemde de tasarım, teknoloji, işlevsellik ve uygulama kalitesini aynı projede buluşturma hedefiyle sürdürmeyi planlıyor.

Naciye Koçak’a New York’taki dairesinden iyi haber Haber

Naciye Koçak’a New York’taki dairesinden iyi haber

İstanbul'da geçtiğimiz ay hayata gözlerini yuman annesi Servet Koçak'ın adına kayıtlı Kara Todori Paşa Yalısı nedeniyle kardeşleriyle hukuk mücadelesi veren Naciye Koçak, New York’un en çok tartışılan gökdelenlerinden birindeki konutu sebebiyle de zor günler geçiriyordu. “Lanetli kule” olarak tanımlanan gökdelenin 81. katında yer alan lüks dairesini, ciddi bir değer kaybıyla satışa çıkarmak durumunda kalmıştı. Ancak gelen son haberler, Koçak için sevindirici nitelikte. Naciye Koçak’ın New York'ta 2016 senesinde 21,15 milyon dolara satın aldığı üç yatak odalı dairesi, bugün 17,25 milyon dolarlık talep fiyatıyla listedeydi. Fakat mülk henüz bir alıcıyla buluşmamıştı. Yaklaşık yüzde 18 oranında değer kaybederek satışa sunulan dairenin fiyatını yukarı çekebilecek bir gelişme yaşandı. GENİŞ ÇAPLI ONARIM BAŞLIYOR Milyarderler Sokağı'ndaki 432 Park Ave.'de yükselen gökdelende, bu ay itibarıyla çatlaklar meydana gelen dış cephenin restorasyonu başlayacak. Bu gelişmeyle birlikte Naciye Koçak'ın lüks gökdelendeki dairesinin satış sürecinin hızlanması bekleniyor. 2015 yılında tamamlanan bina, 2023'te vefat eden mimar Rafael Viñoly tarafından projelendirilmişti. Viñoly, verdiği bir mülakatta binanın "bazı kusurları" olduğunu itiraf etmişti; bunlar arasında geniş yer kaplayan pencere doğramaları ile banyoların binanın ön tarafında konumlandırılmasıyla en iyi manzaranın oraya verilmesini sağlayan iç yerleşim planı bulunuyordu. ONARIM MASRAFI KOÇAK'A AİT Bina yönetimi, gökdelenin cephe onarımlarının bu ay başlayacağını ve maliyetlerin mülk sahipleri tarafından karşılanacağını duyurdu. Onarım çalışmalarının üç ile dört yıl arasında süreceğini ifade eden Riedel, mülk sahiplerinin nihayetinde mahkeme yoluyla müteahhidi bu masrafları ödemeye zorlayacaklarını umduklarını belirtti. Bina sakinleri ayrıca, yapının yüksekliği nedeniyle meydana gelen sallanma ve gıcırtılar, su sızıntıları, elektrik problemleri ve asansör arızalarının yanı sıra, binanın özel restoranındaki yüksek aylık zorunlu harcama limitlerinden de şikayetçi olmuşlardı. Söz konusu lüks gökdelende, bu yıl içerisinde sadece iki satış yapıldığı kaydedildi. 84A numaralı dairenin 2016'da 21,3 milyon dolara satıldığı, ancak 2024'te yeniden satışa çıktığında fiyatının 13,5 milyon dolara kadar gerilediği bildiriliyor. Koçak’ın ismi, 2022 yılından beri Manhattan Yüksek Mahkemesi’nde görülen bir ipotek davası nedeniyle de gündemdeydi. JPMorgan Chase, Koçak’ın 11,4 milyon dolarlık kredi borcunu ödemediği iddiasıyla dava açmıştı. Mahkeme, banka lehine 12,2 milyon dolarlık bir karar vermişti. Koçak bu kararı temyize taşırken, avukatı Steven Biolsi tarafların uzlaşma yoluna gitmesini umduklarını dile getirmişti KOÇAK AİLESİNİN TÜRKİYE'DEKİ YALI DAVASI DA GÜNDEMDEYDİ Naciye Koçak, son dönemde sadece New York’taki davalarıyla değil, Türkiye'de yankı uyandıran Kara Todori Paşa Yalısı davasıyla da gündeme gelmişti. Ailenin diğer üyeleri, anneleri Servet Koçak’ın akıl sağlığının yerinde olmadığını savunarak vesayet davası açmış ve yalının yanıyla milyonlarca doların kızları Naciye Koçak’a devredildiğini iddia etmişlerdi. Ancak Adli Tıp raporu, Servet Koçak’ın akli melekelerinin yerinde olduğunu tespit etmiş ve İstanbul Sulh Hukuk Mahkemesi davayı reddetmişti.

1,8 Milyon Takipçili Fenomen Mary Christine Gülüşü İçin İstanbul’u Seçti Haber

1,8 Milyon Takipçili Fenomen Mary Christine Gülüşü İçin İstanbul’u Seçti

Dubai’de yaşayan ve 1,8 milyon takipçisi bulunan fenomen isim Mary Christine, yeni gülüş tasarımı için İstanbul’a geldi. Kartal Özel Tıp Merkezi’nde gerçekleştirilen veneer (porselen kaplama) tedavisini tamamlayan Christine, hem ortaya çıkan sonuçtan hem de İstanbul’da geçirdiği süreçten memnun kaldığını söyledi. Tedaviyi gerçekleştiren Uzm. Dt. Fuad Hamid ile birlikte kişiye özel bir planlama yapıldığını belirten Mary Christine, birkaç gün süren prova ve değerlendirme aşamalarının ardından istediği görünüme kavuştuğunu ifade etti. “Daha önce farklı ülkelerde benzer işlemler yaptırdım ancak burada yaşadığım deneyim çok farklıydı” diyen Christine, özellikle tedavi sürecinde kendi beklentilerinin dikkate alınmasının kendisi için önemli olduğunu vurguladı. Kartal Özel Tıp Merkezi’nde görev yapan Uzm. Dt. Fuad Hamid ise estetik diş hekimliğinde başarının sadece teknik uygulamayla değil, hasta ile kurulan doğru iletişimle mümkün olduğunu söyledi. İstanbul’da bulunduğu süre boyunca tarihi noktaları da ziyaret eden Mary Christine, yaşadığı deneyimi sosyal medya hesaplarından takipçileriyle paylaşacağını açıkladı. Son yıllarda sağlık turizminin önemli merkezlerinden biri haline gelen Türkiye, özellikle diş hekimliği alanında dünyanın birçok ülkesinden ziyaretçi ağırlıyor. Mary Christine’in tercihi de İstanbul’un uluslararası sağlık turizmindeki güçlü konumunu bir kez daha gözler önüne serdi.

Zayu ile Başlayan Yolculuk: Bir Husky’nin Aileye Kattığı Dinginlik Haber

Zayu ile Başlayan Yolculuk: Bir Husky’nin Aileye Kattığı Dinginlik

Siberian Husky cinsi Zayu’nun hikâyesi, sezgilerle verilen bir kararın bir ailenin yaşamını nasıl dönüştürdüğünü gözler önüne seriyor. Zayu’nun sahibi Gizem Artış, hem sahiplenme sürecini hem de bir Husky ile yaşamaya dair deneyimlerini samimi bir dille anlattı. Artış, Zayu’nun hayatına girişinin, içsel çalışmalar yürüttüğü bir döneme denk geldiğini belirterek, o süreçte okuduğu Kurtlarla Koşan Kadınlar kitabının kendisinde güçlü bir çağrışım yarattığını ifade etti. Bu başlıktan ilhamla hayatında benzer bir enerji yaratmak istediğini söyleyen Artış, Zayu ve kardeşlerinin yer aldığı bir ilanla karşılaşmasının ardından ailesiyle kısa bir değerlendirme yaparak sahiplenme kararı aldıklarını dile getirdi. Ertesi gün Zayu’nun eve gelmesiyle birlikte yeni bir yolculuğun başladığını söyledi. Bir Siberian Husky ile yaşamanın dışarıdan göründüğü kadar kolay olmadığını vurgulayan Gizem Artış, Zayu’yu bilinçli bir ırk araştırmasından ziyade sezgisel bir yakınlıkla seçtiklerini, bu nedenle karakter özelliklerini zaman içinde tanımaya başladıklarını belirtti. Alışma süreci, karşılıklı konfor alanlarının oluşturulması ve yüksek enerji düzeyine uygun günlük rutinlerin belirlenmesinin zaman aldığını ifade eden Artış, Husky’lerin özgür ruhlu yapısının eğitim sürecinde sabır ve tekrar gerektirdiğini söyledi. Henüz altı aylık olan Zayu’nun karakterini “sürüsüne bağlı, güçlü bir karakter” sözleriyle tanımlayan Artış, onunla birlikte öğrenmeye ve uyumlanmaya devam ettiklerini dile getirdi. Zayu adına açılan sosyal medya sayfasının başlangıçta yalnızca anı biriktirme amacı taşıdığını söyleyen Gizem Artış, Zayu’nun gelişim sürecini yakın çevreleriyle paylaşmak için bu adımı attıklarını ifade etti. Zamanla sayfaya gösterilen ilginin arttığını belirten Artış, özellikle Zayu’nun anlamlı bakışları ve kürk renklerinin takipçilerden olumlu geri dönüşler aldığını söyledi. Zayu’nun hayatında yarattığı en büyük değişimin “anda kalma” duygusu olduğunu vurgulayan Artış, yürüyüşler ve birlikte geçirilen zamanların kendisi için sakinleştirici ve bağ güçlendirici bir etki yarattığını belirtti. Evcil hayvan sahipliğinin ciddi bir sorumluluk olduğunun altını çizen Gizem Artış, herkesin köpek sahiplenmesinin doğru olmayabileceğini, ancak düzen, sınırlar ve sevgiyle kurulan bir ilişkide bunun hayatın en öğretici deneyimlerinden birine dönüşebileceğini ifade etti. Özellikle çocuklu aileler için bu deneyimin büyük kazanımlar sunduğunu belirten Artış, Zayu’nun büyük oğlunun köpek korkusunu aşmasına da katkı sağladığını söyledi. İstanbul gibi kalabalık bir şehirde Husky ile yaşamaya dair de değerlendirmelerde bulunan Artış, site içinde sürdürülen günlük rutinlerin zaman zaman sahil yürüyüşleri ve kısa kafe molalarıyla çeşitlendiğini, Zayu’nun sosyal ve oyun sever yapısıyla çevresine kolayca uyum sağladığını dile getirdi. Geleceğe dair hayalini ise Artış şu sözlerle özetledi: Zayu’nun iyi yönlerinin pekiştiği, karşılıklı anlayışın ve iletişimin her geçen gün güçlendiği bir birlikte yaşam.

SosyalBilimler Festivali 2026'da İstanbul'da Gerçekleşecek Haber

SosyalBilimler Festivali 2026'da İstanbul'da Gerçekleşecek

Karabük Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fatih Kırışık, 2026 yılında İstanbul'da gerçekleştirilecek olan Sosyal Bilimler Festivali'ne 20 bin proje başvurusu ve 1 milyon ziyaretçi hedeflediklerini duyurdu. Festivalde, gençler sosyal projelerle katılabilecekleri 30 yarışma düzenlenecek. Karabük Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fatih Kırışık, önümüzdeki yıl İstanbul'da düzenlenecek Sosyal Bilimler Festivali'ne (SosyalFest) için 20 bin proje başvurusu ve 1 milyon ziyaretçi hedefi koyduklarını kaydetti. Kente bir dizi programa katılmak için gelen Kırışık, AA muhabirine Karabük Üniversitesi olarak birçok ulusal projeye imza attıklarını belirtti. Bu projelerden biri olan SosyalFest'in ilkini 2024'te Karabük Üniversitesinde gerçekleştirdiklerini hatırlatan Kırışık, etkinliğin çok başarılı geçtiğini söyledi. Kırışık, etkinliğin ikincisini daha kapsamlı hale getirip 2026'da İstanbul'da düzenleyeceklerini belirtti ve şunları ekledi: "SosyalFest'i festival ve yarışma formatında sürdüreceğiz. Gelecek yılki etkinliğimizi 14 yarışmadan 30 yarışmaya çıkardık. 30 yarışma 4 ana gruba ayrılıyor. İkinci etkinliğimizde 'Türkiye Yüzyılı' kategorisi öne çıkıyor. Bilim, üretim, insanlık, dünya barışı, Türkiye aile yılı gibi 13 farklı başlık altında Türkiye Yüzyılı yarışmaları düzenlenecek ve gençlerimiz bu yarışmalara projeleriyle katılabilir." "Ülkemizde sosyal proje yapma kültürünü geliştirmek istiyoruz" "Türk Dünyası", "İlahiyat" ve "Sağlık" kategorilerinde de proje başvurularının sürdüğünü aktaran Kırışık, şöyle devam etti: "2026 SosyalFest için 20 bin proje ve 1 milyon ziyaretçi hedefimiz mevcut. 2024'te yaptığımız ilk festivalde 100 bin katılım ve 4 bin proje başvurusu aldık. 2026 için başvurular devam etmekte, şu ana kadar yaklaşık 10 bin proje başvurusu alındı. Amacımız, gençleri sosyal sorunlara çözüm üreterek bilimin gücüyle birleştirmek ve sosyal projeleri yaygınlaştırmak." İstanbul Üniversitesi kampüsünde 10-11 Mayıs 2026'da gerçekleşecek Festival hazırlıklarının İstanbul Üniversitesi ile koordineli sürdüğünü belirten Kırışık, "İkinci etkinliğimizi İstanbul Üniversitesi kampüsünde 10-11 Mayıs 2026'da gerçekleştireceğiz. Proje başvuruları 1 Nisan 2026'ya kadar sürecek. Gençlerimiz, sosyalfest.org sitesinden gerek duyulan bilgilere, örnek projelere ve geçmiş yılın proje dosyasına erişebilirler." şeklinde konuştu. Kırışık, ödüllerle ilgili olarak "Dereceye giren projeler için 6 milyon liralık bir ödül bütçemiz var. Bu oldukça önemli bir tutar. Para ödüllerinin yanı sıra çeşitli ayni ödüller de vereceğiz. 30 yarışmadan 15'er finalistimizi İstanbul'a davet edeceğiz. 450 finalistimiz projelerini halka, gençlere ve diğer ziyaretçilere anlatacak." dedi. "Amacımız dünya barışına katkı sağlayacak projeler geliştirmek" SosyalFest ile bir Türkiye projesini dünyaya tanıtmayı hedeflediklerini belirten Kırışık, şunları söyledi: "Türkiye'nin kültürel ve sanatsal değerlerini dünya ile paylaşmak, barışa ve kardeşliğe katkı sunacak sosyal modeller geliştirmek istiyoruz. Bu, başta Türkiye'de, ardından Türk dünyası ve İslam ülkelerinde, nihayetinde ise tüm dünyada sosyal projelerin yarışacağı bir platform haline dönüşecek. İlk aşamamızda 64 ilden katılımla Türkiye çapında bir yarışma düzenledik. Daha sonra Türk dünyası ve İslam ülkelerini bu sürece dahil ettik. Üçüncü aşamada ise tüm dünyadan barış, huzur ve kardeşliğe hizmet edecek sosyal projeler üretilmesini sağlamayı hedefliyoruz."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.