Hava Durumu

#Teknoloji

- Teknoloji haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Teknoloji haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

HELPİGO İLE YOL YARDIM HİZMETLERİNDE DİJİTAL DÖNÜŞÜM: YAPAY ZEKÂ DESTEKLİ YENİ NESİL YOL ASİSTANI Haber

HELPİGO İLE YOL YARDIM HİZMETLERİNDE DİJİTAL DÖNÜŞÜM: YAPAY ZEKÂ DESTEKLİ YENİ NESİL YOL ASİSTANI

AK GRUP tarafından geliştirilen Helpigo; yapay zekâ destekli asistan Hely, QR kodlu araç iletişim sistemi, dijital kaza tutanağı ve konum tabanlı yol yardım hizmetleriyle sürücülere daha güvenli, hızlı ve erişilebilir bir dijital hizmet ekosistemi sunmayı hedefliyor. AK GRUP Teknoloji ve Lojistik Hizmetleri çatısı altında geliştirilen Helpigo, otomotiv sektöründe dijital dönüşüme odaklanan yeni nesil bir yol yardım platformu olarak öne çıkıyor. Çekici ve kurtarıcı hizmetlerinden yapay zekâ destekli dijital asistana, QR kodlu araç iletişim sisteminden dijital kaza tutanağına kadar birçok teknolojik çözümü bir araya getiren uygulama, sürücülerin hem acil durumlarda hem de günlük araç kullanımında ihtiyaç duydukları hizmetlere tek noktadan ulaşmalarını amaçlıyor. Apple App Store ve Google Play Store üzerinden erişime sunulan Helpigo, geleneksel yol yardım hizmetlerini dijital teknolojilerle bütünleştirerek kullanıcı deneyimini geliştirmeyi hedefliyor. YOL YARDIM HİZMETLERİ TEK UYGULAMADA Helpigo, sürücülerin yolculuk sırasında karşılaşabilecekleri arıza, akü bitmesi, lastik problemi ve çekici ihtiyacı gibi durumlar için dijital çözümler sunuyor. Uygulama üzerinden konum tabanlı yol yardım talebi oluşturulması, çekici ve kurtarıcı hizmetlerine erişilmesi ve hizmet sürecinin dijital ortamda takip edilmesi amaçlanıyor. Platformun tanıtımında 7 gün 24 saat çekici ve kurtarıcı hizmeti, canlı harita üzerinden araç takibi, akü takviyesi ve lastik tamiri gibi hizmetler ön plana çıkıyor. YAPAY ZEKÂ DESTEKLİ DİJİTAL ASİSTAN: HELY Helpigo’nun teknoloji odaklı hizmet modelinin önemli parçalarından birini Hely isimli yapay zekâ destekli dijital asistan oluşturuyor. Sesli komutlarla sürücülere yardımcı olması planlanan Hely’nin, kullanıcıların ihtiyaç duydukları bilgilere daha kolay ulaşmalarını ve yol yardım süreçlerini daha pratik biçimde yönetmelerini sağlaması hedefleniyor. Helpigo uygulamasında hizmete alınacağı duyurulan Hely, platformun yalnızca geleneksel yol yardım hizmetleriyle sınırlı kalmayarak yapay zekâ teknolojilerini de kullanıcı deneyimine dahil etmeyi amaçladığını gösteriyor. QR KODLU ARAÇ KARTIYLA KİŞİSEL BİLGİLERİN KORUNMASI HEDEFLENİYOR Helpigo’nun dikkat çeken teknolojik çözümlerinden biri de QR kod tabanlı araç iletişim sistemi. Geleneksel olarak araç sahipleri, park halindeki otomobillerine ulaşılabilmesi için telefon numaralarını ön cama bırakabiliyor. Ancak bu yöntem, kişisel iletişim bilgilerinin üçüncü kişiler tarafından görülmesine neden olabiliyor. Helpigo QR Araç Kartı, bu ihtiyaca dijital bir alternatif sunuyor. Araç sahipleri uygulama üzerinden QR kod talep ederek araçlarına yerleştirebiliyor. Aracın sahibine ulaşmak isteyen kişiler ise QR kodu okutarak uygulama aracılığıyla bildirim gönderebiliyor. Böylece araç sahibinin telefon numarasını doğrudan paylaşmasına gerek kalmadan iletişim kurulması hedefleniyor. DİJİTAL KAZA TUTANAĞI İLE İŞLEMLERİN KOLAYLAŞTIRILMASI AMAÇLANIYOR Helpigo’nun sunduğu çözümler arasında dijital kaza tutanağı özelliği de bulunuyor. Trafik kazası sonrasında araç sahiplerinin ihtiyaç duyabilecekleri işlemleri dijital ortamda gerçekleştirmelerini kolaylaştırmayı amaçlayan sistem, geleneksel kâğıt ve kalem kullanımına alternatif bir deneyim sunmayı hedefliyor. Platform, bu özelliğiyle yalnızca araç arızaları ve yol yardım ihtiyaçlarında değil, sürücülerin farklı durumlarda karşılaşabilecekleri işlemlerde de kullanılabilecek kapsamlı bir dijital hizmet altyapısı oluşturmayı amaçlıyor. SADECE YOL YARDIM DEĞİL, DİJİTAL GÜVENLİK EKOSİSTEMİ Helpigo, geleneksel yol yardım anlayışının ötesine geçerek sürücülerin yolda karşılaşabilecekleri belirsizlikleri azaltmayı ve ihtiyaç duydukları hizmetlere daha kolay ulaşmalarını sağlamayı hedefliyor. Platformun hizmet yaklaşımında yalnızca araç çekme ve kurtarma işlemleri değil, dijital güvenlik, kişisel bilgilerin korunması, kullanıcı deneyimi ve hizmet süreçlerinin şeffaf biçimde yönetilmesi de yer alıyor. Yol yardım sektöründe karşılaşılabilen hizmet süreçlerine ilişkin sorunlar, fiyatlandırma belirsizlikleri ve kişisel veri güvenliği gibi konulara teknoloji tabanlı çözümler geliştirilmesi amaçlanıyor. Konum tabanlı hizmetler, dijital asistan desteği, akıllı QR kod iletişim sistemi ve dijital bildirim özellikleriyle sürücülerin farklı ihtiyaçlarının bütünleşik bir platform üzerinden karşılanması hedefleniyor. HEDEF, HER ARACIN ÖN CAMINDA YER ALMAK Helpigo’nun uzun vadeli hedefleri arasında uygulamanın daha geniş bir kullanıcı kitlesine ulaşması ve QR kodlu araç iletişim sisteminin yaygınlaştırılması bulunuyor. Platformun gelecek vizyonunda, Helpigo’nun araç sahiplerinin telefonlarında ve otomobillerin ön camlarında yer alan, günlük yaşamın bir parçası haline gelen dijital bir güvenlik ve iletişim çözümüne dönüşmesi amaçlanıyor. Bu doğrultuda QR Araç Kartı teknolojisinin yaygınlaştırılması, sürücülerin park halindeki araçlarıyla ilgili bildirimlere kolayca ulaşabilmesi ve kişisel iletişim bilgilerinin doğrudan paylaşılmasına gerek kalmadan iletişim kurulabilmesi hedefleniyor. Helpigo’nun hizmet modelinde kullanıcı deneyimi ve güven duygusu önemli bir yer tutuyor. Platform, özellikle beklenmedik durumlarda sürücülerin ihtiyaç duydukları hizmetlere tek uygulama üzerinden ulaşmalarını sağlayarak yolculuk sırasında yaşanabilecek belirsizlikleri azaltmayı amaçlıyor. OTOMOTİV VE TEKNOLOJİYİ BULUŞTURAN YENİ NESİL HİZMET MODELİ Otomotiv sektöründe dijitalleşme yalnızca araç üretim teknolojileriyle sınırlı kalmıyor. Satış sonrası hizmetler, müşteri deneyimi, yol yardım sistemleri ve araç sahipleriyle iletişim süreçleri de dijital dönüşümün önemli alanları arasında yer alıyor. Helpigo, bu dönüşüm doğrultusunda yapay zekâ, konum tabanlı hizmetler, dijital bildirim sistemleri ve QR kod teknolojisini aynı platformda bir araya getiriyor. Geliştirilen hizmet modeli, sürücülerin farklı ihtiyaçları için birden fazla hizmet kanalına başvurmak yerine işlemlerini tek uygulama üzerinden gerçekleştirebilmesini esas alıyor. Özellikle kişisel bilgilerin korunmasına yönelik QR kod sistemi ve yapay zekâ destekli Hely asistanı, markanın geleneksel yol yardım hizmetlerinden farklılaşmayı amaçladığı alanlar arasında bulunuyor. YOL YARDIM HİZMETLERİNDE DİJİTAL GELECEK Otomotiv sektöründe dijital hizmetlere yönelik ihtiyaçların artması, yol yardım alanında da teknoloji tabanlı yeni iş modellerinin gelişmesine zemin hazırlıyor. Helpigo, bu değişim doğrultusunda sürücülerin acil durumlarda ihtiyaç duydukları hizmetleri dijital ortamda bir araya getirirken günlük araç kullanımını kolaylaştırabilecek teknolojilere de odaklanıyor. Yapay zekâ destekli dijital asistan, QR kodlu araç iletişim sistemi, dijital kaza tutanağı ve konum tabanlı yol yardım çözümleriyle platformun kapsamının genişletilmesi hedefleniyor. Türkiye’de geliştirilen Helpigo, yol yardım hizmetlerini teknoloji odaklı bir yapıya dönüştürme hedefiyle büyümeyi amaçlarken sürücülere yalnızca acil durumlarda değil, günlük yolculuklarında da eşlik eden dijital bir yol arkadaşı olmayı hedefliyor.

TÜRK ŞİRKETLERİNİN ROTASI DUBAİ: BAE PAZARINDA YENİ FIRSATLAR Haber

TÜRK ŞİRKETLERİNİN ROTASI DUBAİ: BAE PAZARINDA YENİ FIRSATLAR

TÜRK ŞİRKETLERİNİN ROTASI DUBAİ: BAE PAZARINDA YENİ FIRSATLAR Dubai Türk İş Konseyi Başkanı ve Qaze Alliance Advisors Kurucu Ortağı Kanat Kutluk, Birleşik Arap Emirlikleri’nin uluslararası yatırım ve ticaret merkezi olarak Türk şirketleri açısından giderek daha önemli bir pazar haline geldiğine dikkat çekti. DUBAİ – Türkiye ile Birleşik Arap Emirlikleri arasındaki ekonomik ilişkilerde yaşanan hareketlilik, Türk iş dünyasının Dubai ve çevre pazarlara yönelik ilgisini de artırıyor. Orta Doğu, Afrika ve Asya pazarlarına açılmak isteyen şirketler için önemli merkezlerden biri haline gelen Dubai; uluslararası ticaret, finans, teknoloji, gayrimenkul ve hizmet sektörlerinde sunduğu imkânlarla öne çıkıyor. Dubai Türk İş Konseyi Başkanı ve Qaze Alliance Advisors Kurucu Ortağı Kanat Kutluk, Türk şirketlerinin BAE pazarına yönelik ilgisinin yalnızca Dubai ile sınırlı değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, ülkenin geniş bir coğrafyaya ulaşmak isteyen şirketler açısından stratejik bir merkez niteliği taşıdığını ifade etti. DUBAİ SADECE BİR PAZAR DEĞİL, BÖLGESEL BİR MERKEZ Dubai’nin küresel şirketlerin bölgesel operasyonlarında önemli bir merkez konumunda bulunduğunu belirten Kutluk, Türk şirketlerinin de pazara daha uzun vadeli ve kurumsal bir bakış açısıyla yaklaşmasının önemine işaret etti. Türkiye’nin üretim gücü, hizmet sektöründeki deneyimi ve girişimcilik kültürünün BAE pazarında önemli avantajlar sağlayabileceğini kaydeden Kutluk, özellikle teknoloji, gıda, turizm, inşaat, gayrimenkul, lojistik ve profesyonel hizmetler gibi alanların Türk iş dünyası açısından dikkatle takip edildiğini belirtti. TÜRK GİRİŞİMCİLERE “DOĞRU PLANLAMA” UYARISI Dubai’de şirket kurmanın tek başına başarı için yeterli olmadığına dikkat çeken Kutluk, pazara girmek isteyen girişimcilerin sektör analizi, hukuki yapı, şirket modeli, finansal planlama ve yerel iş kültürü gibi başlıklarda hazırlıklı hareket etmesi gerektiğini vurguladı. Kutluk’a göre Dubai’nin sunduğu uluslararası iş ortamı önemli fırsatlar barındırırken, yoğun rekabet nedeniyle şirketlerin pazara “önce şirketi kuralım, sonra ne yapacağımıza bakarız” anlayışı yerine net bir büyüme stratejisiyle girmesi gerekiyor. TÜRKİYE İLE BAE ARASINDA YENİ İŞ BİRLİKLERİ İÇİN POTANSİYEL Türkiye ile BAE arasındaki ekonomik ilişkilerin gelişmesinin iki ülkenin iş dünyasını da birbirine daha fazla yaklaştırdığını belirten Kutluk, önümüzdeki dönemde karşılıklı yatırımların yanı sıra Türk ve Emirlik şirketleri arasında üçüncü ülkeleri hedefleyen ortaklıkların da önem kazanabileceğini ifade etti. Dubai’nin coğrafi konumu ve uluslararası iş ağı sayesinde Türk şirketlerinin yalnızca BAE’ye değil, Körfez ülkeleri, Afrika ve Güney Asya pazarlarına ulaşmasında da bir merkez olarak değerlendirilebileceğine dikkat çekiliyor. Kutluk, Türk iş dünyasının Dubai’ye ilgisinin kalıcı yatırımlara dönüşebilmesi için doğru ortaklıkların kurulması, yerel mevzuatın iyi analiz edilmesi ve şirketlerin uzun vadeli bir strateji oluşturmasının belirleyici olacağını kaydetti.

LEVENT İNCE: “İNSAN, ÖNCE KENDİ SESİNİ BULMALI” Haber

LEVENT İNCE: “İNSAN, ÖNCE KENDİ SESİNİ BULMALI”

Yaklaşık 30 yıl önce Başkent İletişim Akademisi’ni kuran Levent İnce, iletişimden eğitime, diksiyondan sanata, gençlerin dünyasından teknolojinin değiştirdiği iletişim biçimlerine kadar birçok konuda dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. İnsanların kendini ifade etme ihtiyacının teknolojiye rağmen değişmediğini belirten İnce, etkili iletişimin yalnızca güzel konuşmaktan ibaret olmadığını vurguladı. İnce’ye göre ses, insanın karakterinin ve iç dünyasının görünmeyen bir yansıması. Eğitimin bilgi aktarmaktan çok insanın içindeki potansiyeli ortaya çıkarması gerektiğini söyleyen Levent İnce, gençlere ise “Başkalarının sesine benzemeye çalışmayın. Kendi sesinizi bulun” çağrısında bulundu. “İNSANIN ANLAŞILMA ARZUSU HİÇ DEĞİŞMEDİ” Soru: Başkent İletişim Akademisi’ni yaklaşık otuz yıl önce kurdunuz. Geriye baktığınızda sizi hâlâ heyecanlandıran şey nedir? Levent İnce: Kurumu kurduğum günle bugün arasında değişmeyen tek şey, insanın kendini ifade etme ihtiyacı. Teknoloji değişti, iletişim araçları değişti, hatta insanların dikkat süreleri bile değişti. Ancak insanın anlaşılma arzusu hiç değişmedi. Beni hâlâ heyecanlandıran şey, bir insanın kendi potansiyelinin farkına vardığı o anı görebilmek. Çünkü eğitim dediğimiz şey, bilgi aktarmaktan çok kişinin içinde zaten var olan cevheri görünür kılmaktır. Her yıl binlerce insanla karşılaşıyoruz. İçlerinden bazıları ilk gün konuşmaya çekinirken birkaç ay sonra sahneye çıkıyor, mikrofon başına geçiyor ya da kamera karşısında kendine güvenle durabiliyor. İşte o dönüşüm benim için hâlâ mucizevi. “SES, KARAKTERİMİZİN GÖRÜNMEYEN YÜZÜDÜR” Soru: Hayatınızı iletişim, dil ve ses üzerine kurmuş birisiniz. Sizce insanın sesi neden bu kadar önemli? Levent İnce: Çünkü ses yalnızca duyulan bir şey değildir; aynı zamanda hissedilen bir şeydir. İnsanlar çoğu zaman ne söylediğimizi değil, nasıl söylediğimizi hatırlar. Ses, karakterimizin görünmeyen yüzüdür. Bir insanın özgüveni, kaygıları, heyecanları, hatta hayata bakışı sesine yansır. Bu nedenle ben sesi yalnızca teknik bir konu olarak görmüyorum. Ses, insanın iç dünyasının akustik bir yansımasıdır. Kendi sesini bulamayan insanın, kendi kimliğini tam anlamıyla bulmasının da zor olduğuna inanıyorum. “ARTIK DİKKAT EN KIT KAYNAK” Soru: Günümüzde sosyal medya sayesinde herkes konuşuyor. Buna rağmen diksiyon ve etkili konuşmanın neden daha da önemli hâle geldiğini düşünüyorsunuz? Levent İnce: Çünkü artık dikkat en kıt kaynak. Eskiden konuşabilmek avantajdı. Bugün ise kalabalığın içinde fark edilebilmek avantaj. Milyonlarca insan aynı anda konuşuyor. Bu durumda asıl mesele ses çıkarmak değil, anlam üretmek. İyi konuşmak, yüksek sesle konuşmak değildir. Doğru düşünmek, doğru kelimeyi seçmek ve doğru duyguyu aktarabilmektir. İletişim çağında yaşıyoruz ama paradoksal biçimde birbirimizi anlamakta zorlanıyoruz. Bu yüzden etkili konuşma hiç olmadığı kadar değerli. “BİZİM İŞİMİZİN MERKEZİNDE İNSAN VAR” Soru: Oyunculuk, spikerlik, seslendirme ve diksiyon gibi alanların ortak noktası nedir? Levent İnce: İnsan. Biz aslında farklı meslekler öğretmiyoruz; insanın kendini ifade etme kapasitesini geliştiriyoruz. Oyunculukta karakter yaratıyorsunuz, spikerlikte güven oluşturuyorsunuz, seslendirmede duygu aktarıyorsunuz, diksiyonda ise düşünceyi berraklaştırıyorsunuz. Ama hepsinin merkezinde insanın kendisini tanıma yolculuğu var. Bu nedenle eğitimlerimizi yalnızca teknik beceri eğitimi olarak görmüyorum. Onlar aynı zamanda kişisel dönüşüm süreçleri. “BÜYÜK SANAT BİZİ DEĞİŞTİRİR” Soru: Sanat sizin için ne ifade ediyor? Levent İnce: Sanat, insanın dünyayla yaptığı en dürüst konuşmadır. Bir resim, bir şiir, bir tiyatro oyunu ya da bir film… Hepsi insanın varoluşuna dair sorduğu soruların farklı biçimlerdeki cevaplarıdır. Ben sanatı bir estetik faaliyet olmanın ötesinde, bir farkındalık alanı olarak görüyorum. İyi sanat bizi eğlendirebilir ama büyük sanat bizi değiştirir. Dünyaya başka gözlerle bakmamızı sağlar. “BUGÜNÜN GENÇLERİNİN CESARETİNİ KIYMETLİ BULUYORUM” Soru: Bugünün gençlerinde sizi en çok etkileyen şey nedir? Levent İnce: Cesaretleri. Bizim kuşağımız birçok şeyi sorgulamadan kabul etti. Bugünün gençleri ise sorguluyor. Bu bazen eleştiriliyor ama ben bunu son derece kıymetli buluyorum. Soru soran insan düşünür. Düşünen insan üretir. Üreten insan dönüştürür. Toplumların gelişimi de tam olarak böyle gerçekleşir. “BİLGİ CEBİMİZDE AMA ANLAM ÜRETMEK HÂLÂ ZOR” Soru: Uzun yıllardır eğitim dünyasının içindesiniz. Eğitim hakkında sizi en çok düşündüren konu nedir? Levent İnce: Bilgiye ulaşmanın kolaylaşmasına rağmen bilgeliğin aynı hızda artmaması. Bugün bilgi cebimizde ama anlam üretmek hâlâ zor. Bu nedenle geleceğin eğitiminin, bilgi aktarmaktan çok düşünme becerisi kazandırmaya odaklanması gerektiğine inanıyorum. Ezberleyen değil, yorumlayan insanlar yetiştirmeliyiz. “İNSAN KENDİNİ GELİŞTİRMEYİ BIRAKTIĞI GÜN YAŞLANMAYA BAŞLAR” Soru: Bugüne kadar öğrendiğiniz en önemli hayat dersi nedir? Levent İnce: İnsan kendisini geliştirmeyi bıraktığı gün yaşlanmaya başlar. Yaş almak kaçınılmazdır ama zihinsel canlılık bir tercihtir. Ben hâlâ öğreniyorum, hâlâ okuyorum, hâlâ merak ediyorum. Merak duygusunu kaybetmediğiniz sürece hayat size yeni kapılar açmaya devam ediyor. “BAŞKALARININ SESİNE BENZEMEYE ÇALIŞMAYIN” Soru: Son olarak genç sanatçılara ve iletişim alanında kariyer yapmak isteyenlere ne söylemek istersiniz? Levent İnce: Başkalarının sesine benzemeye çalışmayın. Kendi sesinizi bulun. Çünkü dünyada sizden bir tane daha yok. Gerçek başarı, bir başkasının kopyası olmakta değil; kendi özgünlüğünüzü cesaretle ortaya koyabilmektir. Sanatın da, iletişimin de, hayatın da özü budur. Son söz olarak şunu söylemek istiyorum: “Dilini kaybeden toplum, hafızasını da kaybeder.” Bu ülkenin bir vatandaşı olarak bu prensibi toplumsal bir görev olarak benimsedim.

PETKIT, Yeni Nesil Akıllı Su Pınarlarıyla Evcil Hayvanların Su Tüketimini Daha Hijyenik ve Güvenli Hale Getiriyor Haber

PETKIT, Yeni Nesil Akıllı Su Pınarlarıyla Evcil Hayvanların Su Tüketimini Daha Hijyenik ve Güvenli Hale Getiriyor

Evcil hayvan teknolojileri alanında faaliyet gösteren PETKIT, akıllı su pınarı serisini Eversweet Solo 2 ve Eversweet 3 Pro-UVCmodelleriyle genişletmeye devam ediyor. Yeni nesil ürünler; hijyen, güvenlik, sessiz çalışma ve akıllı bağlantı özelliklerini bir araya getirerek evcil hayvanların gün boyunca temiz içme suyuna erişimini desteklemeyi amaçlıyor. Serinin en çok beğenilen modellerinden Eversweet Solo 2, kablosuz pompa teknolojisi, gelişmiş çok katmanlı filtreleme sistemi ve yaklaşık 35 dB seviyesindeki ultra sessiz çalışmaperformansıyla öne çıkıyor. Kablosuz pompatasarımı, olası elektrik sızıntısı riskini azaltırken düşük su seviyesinde devreye giren güvenlikkoruma sistemi cihazın güvenli kullanımını destekliyor. Tamamen ayrılabilir yapısı sayesinde temizlik işlemleri de pratik şekilde gerçekleştirilebiliyor. Eversweet Solo 2 modelinde kullanılan filtre sistemi; yüksek yoğunluklu filtre, Hindistan cevizi kabuğundan elde edilen aktif karbon ve iyon değiştirici reçineden oluşuyor. Bu yapı sayesinde tüy, toz, tortu ve ağır metallerin filtrelenmesine yardımcı olarak evcil hayvanlar için daha temiz ve sağlıklı içme suyu sunulması hedefleniyor. Bluetooth bağlantısı üzerinden PETKIT mobil uygulamasıyla su seviyesi ve filtre durumu takip edilebilirken; akıllı mod, normal mod ve gece modu seçenekleriyle kullanım deneyimi kişiselleştirilebiliyor. PETKIT’in yeni nesil ürünlerinden Eversweet 3 Pro-UVC ise UVC sterilizasyon teknolojisiyle hijyen standartlarını bir adım ileri taşıyor. Ultraviyole ışık teknolojisi sayesinde zararlı bakterilerin büyük bölümünü etkisiz hale getirmeyi hedefleyen sistem, dört aşamalı filtreleme yapısı ve 304 paslanmaz çelik iç haznesiyle daha güvenli bir su deneyimi sunuyor. Kablosuz ve sessiz manyetik pompa teknolojisine sahip Eversweet 3 Pro-UVC, açık kablo bulunmayan tasarımı ve otomatik kuruma koruması gibi güvenlik özellikleriyle de dikkat çekiyor. Mobil uygulama üzerinden gerçek zamanlı su seviyesi, filtre ömrü ve çalışma modları takip edilebilirken; Akıllı Mod, Normal Mod ve Rahatsız Etmeyin Modu olmak üzere üç farklı kullanım seçeneği sunuluyor. 1,6 litre su kapasitesine sahip Eversweet 3 Pro-UVC, elektrik kesintisi durumlarında haznesinde 60 ml su rezervi bulundurarak evcil hayvanların suya erişimini desteklemeye devam ediyor. PETKIT, geliştirdiği yeni nesil akıllı su pınarıçözümleriyle evcil hayvan bakımında hijyen, güvenlik ve kullanıcı deneyimini bir araya getiren teknolojiler sunmayı sürdürüyor. EVOFONE Güvencesi ile Türkiyeye gelenPetkit, modern teknoloji ile evcil hayvan bakım standartlarını birleştiren global bir markadır. Sağlıklı beslenmeden otomatik hijyene kadar geniş bir yelpazede pratik ürünler sunan marka, uzun ömürlü ve kullanıcı dostu mühendislik yaklaşımıyla evcil hayvan sahiplerinin günlük hayatını kolaylaştırmayı misyon edinmiştir.

Şarkı sözü yazarı ve besteci Engin Doğanay: “Artık herkes bir tuşla söz yazarı olduğunu düşünüyor”   Haber

Şarkı sözü yazarı ve besteci Engin Doğanay: “Artık herkes bir tuşla söz yazarı olduğunu düşünüyor”  

Yapay zekânın müzik sektöründeki etkisi her geçen gün artarken, söz yazarlığı ve bestecilik de bu dönüşümün merkezinde yer alıyor. Besteci ve söz yazarı Engin Doğanay, teknolojinin sunduğu imkanların önemli olduğunu ancak sanatın özünü değiştirmemesi gerektiğini söyledi. Yapay zekânın doğru kullanıldığında üretim sürecini hızlandırabileceğini belirten Doğanay, son dönemde yaşanan gelişmelerin mesleğin algısını da değiştirdiğine dikkat çekti. “Bugün bir uygulamaya birkaç cümle yazıp şarkı sözü oluşturan birçok kişi kendisini söz yazarı olarak tanımlıyor. Her ne kadar -trajikomik olarak- teknolojinin ürettiği bu şarkılar, kendini söz yazarı olarak adlandıran bazı isimlerden daha iyi işler çıkarsa da, söz yazarlığı sadece kafiyeden ibaret değildir. Yaşanmışlık, duygu, hikâye, edebi birikim ve vizyon gerektirir” ifadelerini kullanan Doğanay, teknolojinin insanın yerini alması değil, üretim sürecini desteklemesi gerektiğini vurguladı. Yapay zekânın sıfırdan üretilmiş, sözü ve müziği bu işin ehli kişiler tarafından orjinal olarak hazırlanmış şarkıların sadece demosunun yapımında kullanılmasını sonuna kadar desteklediğini açıklayan Doğanay, tamamen teknoloji kullanılarak hazırlanan herhangi bir sanat eserinin insan dokunuşu olmadan eksik ve kusurlu olacağını düşündüğünü belirtti. “Yapay zekâ bana farklı bakış açıları sunabilir ama bir şarkının ruhunu hâlâ insan belirliyor. Dinleyicinin kalbine dokunan şey algoritma değil, samimiyettir.” dedi. Bunun yanında Doğanay, ‘’yapay zeka öncesinde neredeyse hiçe yakın oranda yaratıcılık kullanan, orjinal işler yapmak yerine yapılmış işleri tekrar eden veya yabancı sanatçıları taklit ederek iş yapmaya çalışan bir kaç şarkıcımızın, sanki dün çok orjinal işler yapmış gibi, bugün yapay zeka işimizi elimizden alıyor yakınmalarını da gülerek izliyorum’’ dedi. Müzik sektöründe yapay zekâ kullanımının önümüzdeki yıllarda daha da yaygınlaşacağını ifade eden Doğanay, bununla birlikte gerçek söz yazarları ve bestecilerin değerinin de daha iyi anlaşılacağına inandığını belirtti. “Eskiden herkes fotoğraf çekemezdi, bugün herkes çekiyor ama iyi fotoğrafçı sayısı değişmedi. Müzikte de aynı durum yaşanacak. Yapay zekâya herkes ulaşabilir ama kalıcı eser üretmek hâlâ sanatçının yeteneğine bağlı.” değerlendirmesinde bulundu. Doğanay, teknolojiyi reddetmek yerine doğru kullanmanın önemine işaret ederek, “Yapay zekâ rakibimiz değil, doğru kullanıldığında güçlü bir yardımcıdır. Ancak sanatın merkezinde her zaman insan kalacaktır” diye konuştu.

BOYA’dan Yapay Zekâ Destekli Yeni Nesil Ses Kaydedici: “Notra” Dikkat Çekiyor. Haber

BOYA’dan Yapay Zekâ Destekli Yeni Nesil Ses Kaydedici: “Notra” Dikkat Çekiyor.

Ses teknolojileri alanında geliştirilen yapay zekâ destekli yeni nesil kayıt cihazları dikkat çekmeye devam ediyor. Son dönemde tanıtılan “BOYA Notra” isimli cihaz ise yalnızca ses kaydı almakla kalmıyor, aynı zamanda konuşmaları otomatik olarak yazıya dökebiliyor ve toplantı özetleri hazırlayabiliyor. Özellikle gazeteciler, içerik üreticileri, öğrenciler ve iş dünyasına yönelik geliştirilen cihaz; röportaj, toplantı ve telefon görüşmelerini kayıt altına alabiliyor. Yapay zekâ destekli sistem sayesinde kaydedilen konuşmalar saniyeler içerisinde metne dönüştürülürken, cihazın konuşmacıları ayırt ederek not oluşturabildiği belirtiliyor. Kredi kartına yakın kompakt boyutuyla öne çıkan cihazın 64 GB dahili hafızaya sahip olduğu ve uzun süreli kayıt imkânı sunduğu ifade ediliyor. Yapay zekâ destekli gürültü engelleme sistemi sayesinde kalabalık ortamlarda daha temiz ses kaydı alınabildiği aktarılıyor. 140’tan fazla dili desteklediği belirtilen cihazın; toplantı özeti çıkarma, yapılacaklar listesi oluşturma ve içerik düzenleme gibi özellikleriyle klasik ses kayıt cihazlarından ayrıldığı değerlendiriliyor. Teknoloji uzmanlarına göre yapay zekâ destekli ses kayıt sistemleri, özellikle medya ve iş dünyasında not alma alışkanlıklarını değiştirmeye hazırlanıyor. Yeni nesil cihazların, kullanıcıların zaman kaybını azaltarak içerik üretim süreçlerini hızlandırması bekleniyor. Firmanın Sosyal Medya Hesapları: @bikamera ve @boyamic_turkiye

“Doğru Teşhis, Doğru Verilerle Başlar” Haber

“Doğru Teşhis, Doğru Verilerle Başlar”

Galen Laboratuvar ve Görüntüleme Merkezi Yönetim Kurulu Başkanı Erkan Gürbüzer Anlattı” Sağlık sisteminin en kritik ancak çoğu zaman görünmeyen yapı taşlarından biri olan laboratuvar ve görüntüleme merkezleri, doğru teşhisin temelini oluşturuyor. Galen Laboratuvar ve Görüntüleme Merkezi Yönetim Kurulu Başkanı Erkan Gürbüzer, sağlıkta teknolojinin dönüşümünden erken teşhisin hayati önemine kadar birçok başlıkta önemli değerlendirmelerde bulundu. “Doğru teşhis olmadan doğru tedavi mümkün değil” Sağlık sektöründe uzun yıllara dayanan deneyimiyle konuşan Gürbüzer, laboratuvar ve görüntüleme merkezlerinin sistem içindeki rolünü şöyle özetliyor: “Doğru teşhis, doğru verilerle başlar. Hekimin vereceği kararın temelinde bizim sunduğumuz veriler yer alır. Bu nedenle laboratuvar ve görüntüleme merkezleri aslında sağlık sisteminin en kritik noktalarından biridir. Çoğu zaman görünmeyiz ama tedavi sürecinin en güçlü destekçileriyiz.” “Teknoloji ile hem hız hem güven arttı” Sağlık teknolojilerindeki gelişimin sektöre büyük katkı sağladığını belirten Gürbüzer, özellikle yapay zekâ ve dijital sistemlerin etkisine dikkat çekti: “Artık birçok süreç otomasyonla yürütülüyor. Bu da hata payını ciddi şekilde azaltıyor ve sonuçların çok daha hızlı çıkmasını sağlıyor. Yapay zekâ ise özellikle görüntülemede hekime ikinci bir göz gibi destek oluyor. Küçük detayları yakalamada oldukça başarılı. Biz de bu teknolojileri yakından takip ediyor ve sistemimize entegre ediyoruz.” “Sağlık, hasta olmadan korunmalı” Türkiye’de sağlık kültürüne de değinen Gürbüzer, önleyici tıbbın önemine vurgu yaptı: “Maalesef toplumda hâlâ ‘şikâyet varsa doktora gidilir’ anlayışı hâkim. Oysa birçok hastalık belirti vermeden önce tespit edilebilir. Düzenli kan testleri ve görüntüleme yöntemleri sayesinde hastalıkları erken aşamada yakalayabiliriz. Bu da tedavi sürecini kolaylaştırır ve başarı oranını artırır.” “Güvenilir sonuç, doğru süreç yönetimiyle mümkündür” Laboratuvar sonuçlarına dair güvenilirlik konusunun yalnızca teknolojiyle sınırlı olmadığını belirten Gürbüzer, sürecin bütüncül yönetilmesi gerektiğini ifade etti: “Bir testin doğruluğu sadece cihazla ilgili değildir. Numunenin doğru alınması, uygun koşullarda saklanması, kullanılan kitlerin kalitesi ve uzman ekip çok önemlidir. Ayrıca kalite kontrol süreçleri bu işin temelidir. Biz Galen olarak tüm aşamaları titizlikle yönetiyoruz.” “Erken teşhis hayat kurtarır” Görüntüleme teknolojilerindeki gelişmelerin sağlık alanında devrim yarattığını söyleyen Gürbüzer, sözlerini şöyle tamamladı: “MR, tomografi ve ileri görüntüleme yöntemleri sayesinde hastalıkları artık çok daha erken ve net şekilde tespit edebiliyoruz. Eskiden gözden kaçabilecek birçok durum bugün erken evrede yakalanabiliyor. Bu da tedaviye zamanında başlanmasını sağlıyor ve hastaların yaşam kalitesini artırıyor.”

2026’NIN İŞ DÜNYASI BU ZİRVEDE KONUŞULDU: “İLHAM VEREN BULUŞMALAR”DA İNSAN, TEKNOLOJİ VE DEĞERLER AYNI MASADA Haber

2026’NIN İŞ DÜNYASI BU ZİRVEDE KONUŞULDU: “İLHAM VEREN BULUŞMALAR”DA İNSAN, TEKNOLOJİ VE DEĞERLER AYNI MASADA

HABER; SAVAŞ UĞURLU TalkNTraining tarafından hayata geçirilen “İlham Veren Buluşmalar” serisinin son etkinliği, Taş Yapı Şişli Etkinlik Alanı’nda yoğun katılımla gerçekleştirildi. “İnsan, Teknoloji ve Değerler: 2026’da İş Dünyasını Şekillendiren Trendler” temasıyla düzenlenen buluşma, iş dünyasının bugünü ve yarınını şekillendiren başlıkları çok boyutlu bir perspektifle ele aldı. Liderler, karar vericiler, akademisyenler ve farklı disiplinlerden uzman isimler; ilham, bilgi ve ortak akıl etrafında bir araya geldi. Etkinlik, TalkNTraining Kurucu Ortakları Buket Güngen ve Özlem Arslan Kart’ın açılış konuşmalarıyla başladı. Açılışta “ben” yerine “biz” diyen, toplumsal faydayı merkeze alan, ilhamı birlikte çoğaltmayı hedefleyen ve insanla teknolojiyi birleştiren bir vizyon vurgulandı. Programın Master of Ceremony görevini Umut Metin (Editör & İçerik Üretici) ile Av. Eda Uslu (JCI İstanbul – İş Dünyasından Sorumlu Başkan Yardımcısı) üstlendi. Etkinlik akışı, disiplinler arası bakış açısını destekleyen güçlü bir moderasyonla ilerledi. Program kapsamında Kuantum Araştırma Kurucusu Volkan Kılıç, “Veriler Ne Söylüyor? 2026’nın İş Dünyası” başlıklı sunumunda katılımcıların QR kod aracılığıyla sürece aktif olarak dahil olduğu canlı veri analiziyle salonun nabzını tuttu ve veriye dayalı içgörüler paylaştı. Etkinliğin devamında JCI İstanbul 2026 Dönem Başkanı Berkay Bekar, genç liderlerin sosyal etkiüretmedeki rolüne dikkat çekerken; Memorial Şişli Hastanesi İnme ve Beyin Hasarı Rehabilitasyon Merkezi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Engin Çakar ise yeni dünyada beyin sağlığı, zihinsel dayanıklılık ve aktif kalmanın iş yaşamındaki belirleyici önemini vurguladı. Ardından gerçekleşen panelin moderatörlüğünü Grafi2000 Productions Kurucusu, Karikatürist ve Yapımcı Varol Yaşaroğlu üstlendi. Panelde; Platin Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Bahar Selin Akgün, Güvensan CEO’su, ARYA Yatırım Platformu Kurucu Ortağı ve Sosyal Etki & Sosyal Fabrika Kurucusu Münteha Adalı ile Karaca International Genel Müdürü Ömer Barbaros Yiş; iş dünyasında dönüşen liderlik anlayışını, kurum kültürünü ve değer temelli stratejileri kendi deneyimleri ışığında değerlendirdi. Taş Yapı, Memorial Sağlık Grubu, Üstün Patent, UPGun AI, Locman Italy, JCI İstanbul ve Hedef Ege Sigorta iş birlikleriyle gerçekleşen buluşma, katılımcılardan yüksek etkileşim ve güçlü geri bildirimler aldı. TalkNTraining’in ilham veren yaklaşımıyla hayata geçirilen “İlham Veren Buluşmalar”, iş dünyasında yalnızca konuşulan değil; birlikte düşünülen, paylaşılan ve çoğaltılan bir etki alanı yaratmaya devam ediyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.